Metallica geldi geçti Türkiye'de 3. kez ve bu şerefe nail olan 40bin kişiden biri olduğum için çok mutluyum blog! (Aha günlük moduna girdim :D) İstanbul'a ilk kez tek başıma gidişime de vesile olan konser hakkındaki izlenimlerimi MK'da (MerlininKazanı=Ekstra Oyuncuların Buluşma Noktası :D) yazmıştım.Oradan alıntı yapayım hemi:
Biraz konser öncesinden bahsedeyim;sabah 10 büçuk gibi bir grup arkadaş geldik Ali Sami Yen'e.Dışarıda bekleyen inanılmaz bir kalabalık vardı,sonradan öğrendik ki millet bir önceki günden gelip burada sabahlamış,brandalar,kartonlar üzerinde."Allah akıl fikir versin." deyip devam ettik. Bir grup stadın hemen önündeki yoldan geçen belediye otobüslerine ve araçlara \m/ işareti gösterip camları yumrukluyorlardı.Bir belediye aracını içinde şöförüyle birlikte sallamaya başlayıp olayı biraz abartınca,polis hemen geldi,millet dağıldı. Şöförün küfretmekten ağzı yamuluyordu milletin elinden kurtulurken. Sonrası beklemeyle geçti zaten saat 3'te stadın kapılarının açılmasını bekliyorduk,1 büçuktan itibaren kapılara doğru yığılma başladı.Tabii bundan sonra organizasyonun güzel yanları (!) da başladı.Bekleme sırasında su savaşı da eksik olmadı,millet birbirine su dolu şişeler atmaya başladı,"bu arada suları satan akıllılar da ortadan kayboldu savaş bitti yeniden türediler "biz de önde ve ortalarda olduğumuz için çok zorlandık,bir ara bayağı abartı noktaya geldi,civardaki kartonlardan birini alıp siper aldık civarımızdakilerle,uzun boylu olduğum için zaten açık hedeftim bir de kartonu tutanlardandım.Abartıp dolu bira kutusu bile atıldı,atılan bira koluma geldi,burdan o atana en derin saygılarımı sunuyorum.Saat 3'ü geçti kapılarda tık yok 3 buçuk oldu sinirler iyice gerilmeye başladı,bir de zaman geçtikçe arkadan iyice baskı gelince çok zorlandık.Artık zamanı tam hatırlamıyorum ama 4 gibi açıldı sanırım kapılar ve izdiham başladı.İnanılmaz bir yüklenme yaşandı,bir de üstüne kapıda arama yapmaya kalkmaları oraya yığılan bizlerin çok tepkisini çekti,hatta birkaç kişi alınmayınca içeri bayağı sıkıntı yaşandı.Bu arada akıllının biri "Ben doktorum." diye kalabalığı yararak öne geçmeye kalktı,arkamızdaki grup tarafından tartaklandı,ortalık bayağı karıştı orada.Bu izdihamın olacağını bile bile daracık girişlerden bizi geçiren organizasyonu kutluyorum zaten. Neyse güç bela içeri girdik,stada ilk giriş yaptığımız için saha içinin en önlerindeydik ve erken gidip o kadar saat ayakta dikilmemizin mükafatı da bu oldu.Statta hepimiz yere çöktük ve beklemeye başladık,bardaklık sular 2 YTL,meşrubat kola 4YTL idi içimizden derin bir nefes aldık ve BIH! dedik.Ama susuz da durulmuyordu adamlar inanılmaz kar yaptılar sadece bundan,eminim. Öne kaynak yapmaya çalışanlar eksik değildi,konserler başlayana kadar yine karıştı ortalık,millet birbirine girdi.(Bu arada saha içi en önde 3. sırada sağ tarafta gözlüklü koca kafalı birini farkettiyseniz büyük ihtimalle benimdir ehuhuhuehe.) 5'te çıkması gereken Sword 6'da çıkarılarak "tahminimce" meşrubat ve su satımına aralıksız devam edildi ve konserler başladı. (Buraya kadar olan kısmı anlatmamın nedeni ileride böyle bir konser olupta giderseniz neler yaşayabileceğinizi göstermek içindi. ) Sword'u beğenmedim açıkçası.Yani hızlı riffler falan tamam da,vokalin sesi rahatsız ediciydi,basçının sahnede enteresan hareketleri vardı (adam gerdan kıracak artık dedim. ),davulcu abimizin metalle alakası olmayan bir tipi vardı,garipsedik.Diğer gitarist tip olarak Hanneman'ı (Slayer) andırıyordu,sıkı da çalıyordu Şarkılar ise benzer riffler üzerinden yazmışlar,hele ilk ve son şarkı neredeyse aynıydı,"ne yapıyor bu adamlar?" dedim,anlamadım ilk başta. Sword 5 şarkı çalığ gitti ardından Pentagram geldi.Metallica'dan sonra bizim taraf en çok Pentagramla coştu.Neyci abimizi de getirmeleri güzeldi,1000 in the Eastland,Bir,Uzun İnce Bir Yoldayım ve favorim Lions in A Cage gibi 6 şarkı çaldılar galiba,7 de olabilir.Bu arada davul olarak Pentagram artık TAMA kullanmıyor heralde :( Metin yine coşturdu herkesi sololarla. ) Down hakkında bir bilgim yoktu Phil Anselmo dışında fakat iyi bir grup olduklarını gösterdiler,ben beğendim açıkçası.Adamlar iki elemanı da sahnelerine çıkardılar,takdir ettik. Sonra yine yaklaşık 1 saatlik bekleyiş.Metallica'nın sahneye çıkmasına yakın su istedik ve acı gerçekle karşılaştık.SU BİTMİŞTİ.Metallica için yine de çile çekmeye razı geldik.Bu arada tribünlerin yaptığı Meksika Dalgası şovu gecenin en güzel anlarındandı."Metallica Oley" tezahüratıyla yer gök inledi,o zamana dek suskun olan tribünlerin kendilerini buna hazırladıkları belliydi ehehe.. Sahne kararınca hepimiz elimizde kamera telefon artık ne varsa,Ecstasy of Gold eşliğinde girilen girişi kaydettik ve ardından gürül gürül Creeping Death girildi.Sahne zaten büyüktü,Metallica'yı orada görünce gözüme daha da büyük geldi,inanın.Yıllardır dinlediğiniz adamları canlı görüyorsunuz bunun tarifi çok başka bir şey.Setlist harikaydı tamamen 83-91 arasından oluşuyordu,bunu Death Magnetic'in de bir nevi eskiye dönüş olduğunu düşünürsek anlamak normal.One'ın girişi kesinlikle efsaneviydi.O patlama efektleri,çıkan alevler.Sahne şovunun hakkını teslim edelim. Metallica sahnede çok enerjik ve pozitifti ama bunun nedeni sanırım seyircinin daha Creeping Death'de belli olan inanılmaz açlığını ve hayranlığını farketmiş olmalarıydı.Yani bizi coşkulu görünce onlar da gaza geldiler iyice.James özellikle çok mutlu oldu sanıyorum,seyirciyle diyaloğu ve el hareketli mizanseniyle kırdı geçirdi bizi.Bu arada James2in sesi de çok iyiydi,daha bir iki sene önceki haline göre inanılmaz iyileşmiş.Kirk zaten sololarda müthişti,lafımız yok.Rob mükemmel bir basçı,adam takır takır çalıyor ama suratında limon yemiş Max Payne ifadesiyle çalması enteresan geliyor bana.Gerçi ben öyle çalsam neye dönerdi suratım bilmiyorum ama o da süperdi.Lars zaten şovmen. Parıl parıl parlayan zilleri ve enfes bas sesiyle davul şahaneydi.Enter Sandman'e ayrı bir parantez açıyorum bayağı Enter Sandman canlı videosu izledim ama bu kadar dinamik bir halini hatırlamıyorum,inanılmaz beğendim.Kapanış Seek and Destroy olunca biz de dayanamadık pogoya başladık tarafımızı karıştırdık bayağı ama çok eğlenceliydi.Konser bitince Lars "Çok yakında geleceğiz." gibisinden birşeyler dedi ama zaman gösterecek herşeyi bakalım.
Bir daha babalar ne zaman gelir bilinmez.Ama inşallah gelirler,her MetallicA fanının yaşaması gereken bir olay bu.James'i bi arayayım olmazsa seneye gelsinler yine.
31 Temmuz 2008 Perşembe
25 Temmuz 2008 Cuma
BİR EFSANE GELİYOR!
Sanırım benim gibi birçok ortalama metal dinleyicisinin ilk kez dinlediği,bu tarzı ilk kez tanıtan ve sevdiren,bir daha da kopamamacasına dinletirren gruptur Metallica. "Benim gibi."
5. sınıftayken bir kız sınıfa gitarını getirmişti,ders arasında bir şarkı çalmıştı ki,şarkıya bayılmıştım.Tarifsiz bir duygu ama şarkının tınısını ve ismini o zamanlardan bliyordum ama o kızın çalışıyla daha bir sevdim.Soruşturmalar sonucu şarkının ismini öğrendim:Nothing Else Matters.
Sakın şimdi burun kıvırmaya kalkmayın."Iıııhh,bu mudur yani,Metallica'nın bu tırt (!) şarkısıyla mı başladın bu işe diyen maydanoza muhalefet kişiler çıkar çünkü.Evet belki de bir balad olması ve de Metallica'nın ilk 4 albümündeki tarzından kopuk olması bir gerçek fakat özünde bir Metallica şarkısı yani.Adamlar değişmeleri gerektiğini düşünmüşler ve o zamanın şartlarına göre kendilerine bir ayar vermişler.
Tabii ki bir Master of Puppets,bir One,bir Creeping Death olamaz o da ayrı konu.Metallica'nın aslında en ilginç özelliği her albümünü dinletebilmesi.(Valla bak son albümde Lars snare'i tenekeye bağlamasa o albümü de dinlerdim :D) Yani,bakıyorum bir Loverman dinliyorum,bir Trapped Under Ice...Baktığın zaman alakası yok :D Ama dinletiyor kendini.İşte Metallica'nın sırrı burada bir yerde yatıyor,fakat hala net anlamda çözemedim.
Metallica iki gün sonra ülkemize teşrif ediyorlar,sancılı bir bekleyiş döneminin ardından.Ve ben de karambol bir şekilde de olsa (bilen biliyor anlatamayacağım şimdi :D) gidiyorum.Bugün biletimi de aldım İstanbul'a,Metallica t-shirt'ü de.(Kaç yıldır Metal dinlerim,daha ilk t-shirt'üm,bu arada Lamb of God baskılılar gözlerden kaçmadı,Bandırma'ya dönünce bir operasyon daha yapacağım :) )
Güzel bir haftasonu olacak inşallah.Babalar da sağlam playlistle çıksınlar karşımıza,coştursunlar bizi,değmesin keyfimize ondan sonra.
İstanbul seferimi dönüşte yazarım artık.Stay tuned!! 8D
5. sınıftayken bir kız sınıfa gitarını getirmişti,ders arasında bir şarkı çalmıştı ki,şarkıya bayılmıştım.Tarifsiz bir duygu ama şarkının tınısını ve ismini o zamanlardan bliyordum ama o kızın çalışıyla daha bir sevdim.Soruşturmalar sonucu şarkının ismini öğrendim:Nothing Else Matters.
Sakın şimdi burun kıvırmaya kalkmayın."Iıııhh,bu mudur yani,Metallica'nın bu tırt (!) şarkısıyla mı başladın bu işe diyen maydanoza muhalefet kişiler çıkar çünkü.Evet belki de bir balad olması ve de Metallica'nın ilk 4 albümündeki tarzından kopuk olması bir gerçek fakat özünde bir Metallica şarkısı yani.Adamlar değişmeleri gerektiğini düşünmüşler ve o zamanın şartlarına göre kendilerine bir ayar vermişler.
Tabii ki bir Master of Puppets,bir One,bir Creeping Death olamaz o da ayrı konu.Metallica'nın aslında en ilginç özelliği her albümünü dinletebilmesi.(Valla bak son albümde Lars snare'i tenekeye bağlamasa o albümü de dinlerdim :D) Yani,bakıyorum bir Loverman dinliyorum,bir Trapped Under Ice...Baktığın zaman alakası yok :D Ama dinletiyor kendini.İşte Metallica'nın sırrı burada bir yerde yatıyor,fakat hala net anlamda çözemedim.
Metallica iki gün sonra ülkemize teşrif ediyorlar,sancılı bir bekleyiş döneminin ardından.Ve ben de karambol bir şekilde de olsa (bilen biliyor anlatamayacağım şimdi :D) gidiyorum.Bugün biletimi de aldım İstanbul'a,Metallica t-shirt'ü de.(Kaç yıldır Metal dinlerim,daha ilk t-shirt'üm,bu arada Lamb of God baskılılar gözlerden kaçmadı,Bandırma'ya dönünce bir operasyon daha yapacağım :) )
Güzel bir haftasonu olacak inşallah.Babalar da sağlam playlistle çıksınlar karşımıza,coştursunlar bizi,değmesin keyfimize ondan sonra.
İstanbul seferimi dönüşte yazarım artık.Stay tuned!! 8D
13 Temmuz 2008 Pazar
PENNY ARCADE

Bu ismi duydunuz mu? Bilmiyorsanız ve Penny'yi görünce aklınıza hani “güzel bir bayan olsa gerek (şimşek çakması efekti)” gibisinden şeyler geliyorsa,soyadının ofsayt olmasından ötürü böyle bir şeyin olamayacağını (foşşş şeklinde çıkan bir yere boca edilmiş su efekti -hem de en soğuğundan :D ) fark etmeniz lazımdı. (Gerçi ülkemiz dışında da nüfus memuru kaynaklı gariplikler olabilir mi,bilemem :D) Oyungezer DVD’sinde yer alan demolar arasında gördüğüm bir oyun olmasaydı,bir süre daha haberim olmayacaktı büyük ihtimalle Penny Arcade’dan.
İki kafadarın yaklaşık 10 senedir sürdürdükleri bir online karikatür dizisi diyebiliriz P.A için.Konularını video oyunları,video oyunları-insan ilişkileri (enteresan bir ikili oldu :S) ,oyun endüstrisi gibi şeyler oluşturuyor.Bu da benim gibi oyuncu birinin hemen dikkatini çekiyor tabii ki.Skeçler belli bir hikayeyi takip etmiyor,birkaç günde bir hazırlanan 4-5 kareyi aşmayacak şekilde hazırlanmışlar.Mizah yönü yüksek skeçler,özellikle oyun dünyası hakkında az biraz da bilginiz varsa güldürebiliyor sizi ama ben asıl çizim tarzlarını çok beğendiğimi söyleyeyim.Gerçekten çok hoşuma gitti karakter tiplemeleri.Demosu verilen oyunda da bu çizim tarzının örneklerini görüyoruz bolca.Bu arada iki ana karakter var P.A’da.Ben bu iki karakteri elemanların gerçek halleri olarak zannediyordum,hani kendilerini çizmişler ve kendi hallerini anlatıyorlar gibisinden bir fikir oluşmuştu kafamda,ama çizerleri görünce böyle olmadığını fark ettim,acı bir tecrübe oldu. :)
Neyse,benim için güzel bir keşif oldu Penny Arcade,eski çizimlerinden başladım okumaya ve ilk başta çizim tarzları farklıymış.Merak ediyorsanız buyurun adresleri,siz de bir bakın :
http://www.penny-arcade.com/
İki kafadarın yaklaşık 10 senedir sürdürdükleri bir online karikatür dizisi diyebiliriz P.A için.Konularını video oyunları,video oyunları-insan ilişkileri (enteresan bir ikili oldu :S) ,oyun endüstrisi gibi şeyler oluşturuyor.Bu da benim gibi oyuncu birinin hemen dikkatini çekiyor tabii ki.Skeçler belli bir hikayeyi takip etmiyor,birkaç günde bir hazırlanan 4-5 kareyi aşmayacak şekilde hazırlanmışlar.Mizah yönü yüksek skeçler,özellikle oyun dünyası hakkında az biraz da bilginiz varsa güldürebiliyor sizi ama ben asıl çizim tarzlarını çok beğendiğimi söyleyeyim.Gerçekten çok hoşuma gitti karakter tiplemeleri.Demosu verilen oyunda da bu çizim tarzının örneklerini görüyoruz bolca.Bu arada iki ana karakter var P.A’da.Ben bu iki karakteri elemanların gerçek halleri olarak zannediyordum,hani kendilerini çizmişler ve kendi hallerini anlatıyorlar gibisinden bir fikir oluşmuştu kafamda,ama çizerleri görünce böyle olmadığını fark ettim,acı bir tecrübe oldu. :)
Neyse,benim için güzel bir keşif oldu Penny Arcade,eski çizimlerinden başladım okumaya ve ilk başta çizim tarzları farklıymış.Merak ediyorsanız buyurun adresleri,siz de bir bakın :
http://www.penny-arcade.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)