29 Haziran 2008 Pazar
Parabolik düşey kurbalar...
...diye başlayıp sonu "tırmalar"la biten bir cümle kullanmak istiyorum şu anda.Bu sıcak Pazar günü çoğu kimse denizin ve güneşin tadını çıkarırken ben evde Perşembe gireceğim bütünlemeye çalışıyorum,üstelik Karayolu Mühendisliği gibi bir derse...Acaba sıcak havada ezber yapmak vücuda faydalı mıdır? :p
28 Haziran 2008 Cumartesi
Diablo 3 Duyuruldu!

Bugünün PC oyun dünyası için ayrı bir anlamı çünkü Diablo 3'ün resmi olarak duyurulduğu gün bugün.Birçok oyunseverin hayranlığını kazanan serinin 3. oyunu öyle böyle değil,gümbür gümbür geliyor hem de.Resmi site de bugün itibarıyle oyunun meraklıları için hazır durumda.İki sınıf (Barbarian ve Witch Hunter adlı yeni bir sınıf),birkaç canavar türü ve iki mekanın yer aldığı site gayet güzel hazırlanmış.Sınıfları gösteren sayfalarda sınıfların yetenekleri de kısa sinematiklerde görülebiliyor.Sinematik demişken oyunun ilk Trailer'ı ve oyun içi videosu da yayınlanmış.Blizzard'ın trailerlarda ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha görmekteyiz.
Oyunun konusu hakkında bilgiler şu an çok sınırlı ama herşeyin 2. oyundan kısa bir süre sonra,Tristram'a yaklaşan ve yeni bir istilanın habercisi olacak bir meteorla başlayacağı hem sitede hem de trailerda görünüyor.
En sevdiğim oyun yapımcısı Blizzard'ın bu oyunu en kısa sürede bizlerle buluşturmasını diliyorum.Gelişmeler oldukça tarafımdan da duyurulacaktır burada.
Oyunun resmi web sitesi: http://www.blizzard.com/diablo3/index.xml
27 Haziran 2008 Cuma
"Frost Mage Hungers!"
Bryce,karanlık gökyüzüne baktı.Yıldızlar daha bir parlaktı o gece.Birazdan gerçekleştireceği yolculuk nedeniyle onu rahatlatmak istercesine kırpışıyorlardı.Bryce gülümsedi; "Yıldızlar bu gece yanımda olmalı." diye düşündü.
Önünde yaşlı kıta Azeroth'un Lanetli Toprakları uzanıyordu ve koyu kırmızı topraktan ibaret düzlüğün en ucunda parlayan bir yeşil ışıkla kaplı bir kapı.Devasa kapının iki yanındaki haşmetli gardiyan heykelleri ve girişin hemen üstünde ağzını açarak tehditkar dolu bakışlarla bekleyen yılan figürü;en gözüpek savaşçıların yüreğini titretebilirdi.Kapının görkemine kapılmadan çok nadir savaşçı vardı ve Bryce onlardan biri olmak niyetindeydi.
Beyaz atını mahmuzladı büyücü.Nice maceralar geçirmişti ve önünde yepyeni bir dünyaya açılan kapıya ulaşarak daha başka maceralar yaşamak istiyordu.Belki de bunu yapması hayatının hatasıydı çünkü Outlands'de kol gezen tehlikeler Azeroth'a benzemezdi.Önüne daha önce karşılaşmadığı nice tehlikeler,adını bile bilmediği nice yaratıklar ve iblisler çıkacaktı.Aynı zamanda vatanından ayrılıyor ve eskiden kana susamış Orcların hüküm sürdüğü amansız topraklara varacaktı.Ama içinde tarif edemediği bir duygu vardı.İçin için yanan bir kor gibiydi. "Buz büyücüsü açtı" ve bu açlığını bastırmasının tek yolu bilinmeyene doğru yol almaktı. "En iyisi bu olacak!" dedi atı Buzul'un kulağına eğilerek.Yeşil ışık gittikçe büyüyordu.
Kara Portal'ın yanına vardığında etrafını çeviren iblisleri farkeden büyücü,karanlık kapıların bekçilerine küçümser bir tavırla baktı.Onlarca yıl önce Sürü tarafından başlatılan istilanın çocukları,sanki hala o günlere döneceklermiş gibi mağrurdular.Bryce,Icy Veins yeteneğini kullanarak buzun gücünü damarlarında hissetti. "Aptal yaratıklar." dedi gümüş zırhlı buz rengi atından inerken. "Siz hiçbirşeysiniz!"
İki Felguard topraklarına gelen yabancıyı farkettiler.Birisi öfkeyle homurdanıp diğerine baktı.Diğeri de ona aynı tonda bir homurtuyla cevap verdi.Kaslı kollarıyla keskin dişlerle kaplı baltalarını daha sıkı kavradılar ve boyu ancak yarı bellerine ulaşan cılız insana doğru yürümeye başladılar.
Mor renkli şapkasını geniş korumalığını gözünün önüne getiren Bryce,Polymorph yeteneğiyle yaratıklardan birini koyuna çevirdi.Şaşkınlıkla homurdanan diğerine ise Buz Topu büyüsü atmaya başlamıştı bile...
Önünde yaşlı kıta Azeroth'un Lanetli Toprakları uzanıyordu ve koyu kırmızı topraktan ibaret düzlüğün en ucunda parlayan bir yeşil ışıkla kaplı bir kapı.Devasa kapının iki yanındaki haşmetli gardiyan heykelleri ve girişin hemen üstünde ağzını açarak tehditkar dolu bakışlarla bekleyen yılan figürü;en gözüpek savaşçıların yüreğini titretebilirdi.Kapının görkemine kapılmadan çok nadir savaşçı vardı ve Bryce onlardan biri olmak niyetindeydi.
Beyaz atını mahmuzladı büyücü.Nice maceralar geçirmişti ve önünde yepyeni bir dünyaya açılan kapıya ulaşarak daha başka maceralar yaşamak istiyordu.Belki de bunu yapması hayatının hatasıydı çünkü Outlands'de kol gezen tehlikeler Azeroth'a benzemezdi.Önüne daha önce karşılaşmadığı nice tehlikeler,adını bile bilmediği nice yaratıklar ve iblisler çıkacaktı.Aynı zamanda vatanından ayrılıyor ve eskiden kana susamış Orcların hüküm sürdüğü amansız topraklara varacaktı.Ama içinde tarif edemediği bir duygu vardı.İçin için yanan bir kor gibiydi. "Buz büyücüsü açtı" ve bu açlığını bastırmasının tek yolu bilinmeyene doğru yol almaktı. "En iyisi bu olacak!" dedi atı Buzul'un kulağına eğilerek.Yeşil ışık gittikçe büyüyordu.
Kara Portal'ın yanına vardığında etrafını çeviren iblisleri farkeden büyücü,karanlık kapıların bekçilerine küçümser bir tavırla baktı.Onlarca yıl önce Sürü tarafından başlatılan istilanın çocukları,sanki hala o günlere döneceklermiş gibi mağrurdular.Bryce,Icy Veins yeteneğini kullanarak buzun gücünü damarlarında hissetti. "Aptal yaratıklar." dedi gümüş zırhlı buz rengi atından inerken. "Siz hiçbirşeysiniz!"
İki Felguard topraklarına gelen yabancıyı farkettiler.Birisi öfkeyle homurdanıp diğerine baktı.Diğeri de ona aynı tonda bir homurtuyla cevap verdi.Kaslı kollarıyla keskin dişlerle kaplı baltalarını daha sıkı kavradılar ve boyu ancak yarı bellerine ulaşan cılız insana doğru yürümeye başladılar.
Mor renkli şapkasını geniş korumalığını gözünün önüne getiren Bryce,Polymorph yeteneğiyle yaratıklardan birini koyuna çevirdi.Şaşkınlıkla homurdanan diğerine ise Buz Topu büyüsü atmaya başlamıştı bile...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)